Olympic Exclusion Zone'un sisli çamurlu yollarında geçen Pacific Drive, video oyunlarında eşine az rastlanan bir bağ kurduruyor: Bir insan ile onun gıcırdayan, paslı station wagon arabası arasındaki hayati dostluk. Yabancı anomalilerin ve radyasyon fırtınalarının hüküm sürdüğü bu mühürlü bölgede arabanız, sizi dış dünyadaki dehşetten koruyan tek kabuğunuzdur.
Yapım, araba mekaniğini birinci şahıs bir simülasyon titizliğiyle ele alıyor. Kontağı çevirmek, el frenini indirmek, vitesi 'D'ye takmak, silecekleri çalıştırmak ya da farları açmak için fiziksel olarak kokpitteki tuşlara ve kollara uzanmanız gerekiyor. Arabanızdan inip etraftaki terkedilmiş tesislerden hurda metal ve plazma toplarken motoru çalışır bırakmak ile aküyü korumak arasındaki ikilem sürekli bir gerilim yaratıyor.
Garajınız, yolculuklar arasındaki sığınağınız ve ameliyathaneniz. Patlayan lastikleri yamamak, asit yağmurunda eriyen çamurlukları kurşun levhalarla değiştirmek, arabaya elektrik kalkanları eklemek ya da arızalanan kapı kilitlerini tamir etmek, her sefere hazırlandığınız tatmin edici bir zanaat ritüeli oluşturuyor.
Bölgedeki anomaliler görsel bir tehdit olmaktan çok sistemsel birer felaket. Arabanızı havaya fırlatan manyetik girdaplar, akünüzü emen ışık küreleri ve yolları büken tektonik çatlaklar arasında ilerlerken; geri dönüş kapısı açıldığında arkadan yaklaşan sarı radyasyon fırtınasından gaza basıp kaçmak adrenalini doruğa çıkarıyor.
Oyunun ilerleyen saatlerinde malzeme öğütme (grind) ihtiyacının artması ve bazı harita düzenlerinin tekrara düşmesi ufak sürtünmeler yaratsa da Pacific Drive, ıslak asfalt kokusunu ve yalnızlığın tekinsiz güzelliğini olağanüstü aktaran benzersiz bir kült yapımdır.
