Yıl 2329. New York semalarında uçan arabalar, art deco gökdelenler ve dinmeyen asit yağmurları... İnsanlık ölümün çaresini bilinci 'Memory Bank' adı verilen disklere yükleyip yeni bedenlere (ichor) aktarmakta bulmuş; ancak bu ölümsüzlük sadece parası yeten elitlerin ayrıcalığı. Dedektif James Karra olarak, şehrin en güçlü elitlerini hedef alan gizemli bir seri katilin peşine düşüyorsunuz.
Oyunun en büyüleyici yönü, Unreal Engine 5 ile inşa edilen akıllara durgunluk verici görsel kalitesidir. Islak neon yansımaları, duman altı dedektif ofisleri ve devasa gökdelenlerin piramidal mimarisi; BioShock'un zarafetiyle Blade Runner'ın melankolisini aynı kadrajda buluşturuyor.
Dedektiflik mekanikleri, elinizdeki 'Reconstructor' adlı zaman manipülasyon cihazı etrafında dönüyor. Cinayet mahallinde zamanı bir kaset gibi ileri geri sararak merminin nereden geldiğini, kurbanın nereye kaçtığını ve katilin hangi objelere dokunduğunu x-ray ve ultraviyole tarayıcılarla adım adım deşifre ediyorsunuz.
Olay yerinde topladığınız ipuçlarını ofisinizdeki cinayet panosunda birleştirmek, suç dünyasının arkasındaki yozlaşmış politik komplonun katmanlarını açığa çıkarıyor. James Karra'nın alaycı iç sesleri ve telsizdeki ortağı Sara ile yaptığı diyaloglar, klasik kara-film edebiyatının tadını yaşatıyor.
Dedektiflik bulmacalarında oyuncunun yanlış çıkarım yapmasına pek izin vermeyen çizgisel yapı bir miktar macera serbestliğini törpülese de Nobody Wants to Die; görsel yönetmenliği, felsefi derinliği ve sinematik sunumuyla yaz aylarının en asil anlatı deneyimlerinden biridir.
