Manor Lords, şehir kurma türünün yıllardır alışılagelmiş katı ızgara (grid) takıntısını elinin tersiyle iterek başlıyor. 14. yüzyılın sonlarında Almanya'nın Frankonya bölgesinde bir lord olarak köyünüzü kurarken, arazinin eğimine göre kıvrılan patikalar ve organik olarak parsellenen bahçeli köylü evleri inşa ediyorsunuz.
Yapımın lojistik derinliği, her bir kaynak transferinin fiziksel olarak dünyada gerçekleşmesi kuralına dayanıyor. Bir oduncunun kestiği kütük sihirli bir şekilde depoya ışınlanmıyor; bir öküz tarafından çamurlu yollardan çekilerek kereste fabrikasına taşınıyor. Pazar yerindeki tezgahların köyün merkezine yakınlığı bile halkın gıda ve yakacak ihtiyacını karşılayabilmesini doğrudan belirliyor.
Mevsimsel döngüler, oyuncunun tüm planlarını sürekli sınava tabi tutuyor. İlkbaharda tarlaları sürmek, yazın ekinleri sulamak, sonbaharda hasat telaşı ve kış bastırmadan önce odun stoklamak... Kış aylarında donan nehirler ve açlıkla boğuşan köylüler, bir lordun vereceği en küçük yanlış kararın bütün bir yerleşimi haritadan silebileceğini gösteriyor.
Total War serisini aratmayan savaş mekanikleri ise köylülerinizin canını kıymetli kılıyor. Savaş kapıya dayandığında demircinizi, çiftçinizi veya fırıncınızı silahlandırıp milis birliği yapıyorsunuz. Savaş meydanında kaybettiğiniz her asker, köyünüzde boş kalan bir tezgah ve aksayan bir üretim zinciri anlamına geliyor.
Henüz erken erişimin ilk aşamalarında olması sebebiyle kraliyet diplomasisinin ve bazı ileri düzey politik mekaniklerin eksikliği hissedilse de Manor Lords, görsel zarafeti ve tarihsel ciddiyetiyle şimdiden bir başyapıt adaylığı taşıyor.
